NUR DERSi - NUR DERSLERi

AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 TAKRİZ VE MUKADDEME Abdul Kadir BADILLI Ağbey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
İsRa..
GaYYuR
GaYYuR
avatar

Mesaj Sayısı : 258
Kayıt tarihi : 30/01/09

MesajKonu: TAKRİZ VE MUKADDEME Abdul Kadir BADILLI Ağbey   C.tesi Ocak 31, 2009 12:24 am

TAKRİZ
Müdakkikâne ve mahirâne hazırlanmasıyla şu “Esasat-ı Nuriye” isimli ki­tab, Risale-i Nur’un müştâk okuyucularına, onun temel esas ve düstûrlarına suhû­letle götüren ve yol gösteren delil ve rehber bir eserdir diyebilirim.

Kitabın mukaddemesinde de buna işâret edilmiştir. Yani bu kitab, Risale-i Nur’un hakikatlerinin müteferrik yerlerindeki temel düstur ve esaslarını çabuk bulup ulaşmak hususunda kolaylık sağlayan bir alettir. Dolayısiyle eser, sa­dece kendisiyle iktifa edilmek suretiyle, müstakil ve yegâne bir kitab niyetiyle hazırlanmış değildir. Belki arzolunduğu vechile bir delil, bir kılavuz nitelik ve vazifesini görmesi ümidiyle çalışılmış ve vucûda getirilmiştir.

Binâenaleyh eser ilmî ve şer’i kaideler ışığında hazırlanmış olduğundan Risale-i Nur okuyucularına has, umum ehl-i imana ise âmm bir rehber-i eser vasfını taşımaktadır.

Her hakikat aşığının, her keşf-i esrâr meraklısının elinde kılavuz bir eser olarak bulunabilmesini tavsiye eder, emek verip hazırlayanlardan Cenâb-ı Hakkın razı olmasını niyaz ederim.

Abdülkadir Badıllı

11 Muharrem 1419 / 7 Mayıs 1998 Şanlıurfa



MUKADDEME
Hakiki bir Nur Şakirdi, manevî mesuliyet duy­gusuna sahibtir. Bu hissin, vicdanî bir neticesi olarak da, Kur’andan alınmış olduğunu bil­diği Risale-i Nurdaki ha­kikatlara ve düsturlara tam bir teslimi­yeti vardır. Yani kendi arzu­suna ve şahsi anlayışla­rına göre değil, kitaba uygun düşünür, inanır, konuşur ve yaşamaya çalışır.

Nur Dairesinde olan birisi, Risale-i Nura zıd dü­şen hareket ve konuşma­larının kitaba, yani açık be­yan­ları­nın getirdiği kat’i hükümlere ters düştüğü ha­tırlatı­lınca, ken­disinin doğru düşündüğüne dair ki­taptan açık delil gös­termeye bedel yine kendi anlayış­larıyla konu­şursa ve açık beyanlara ve hükümlere karşı te’villere kaçarsa, bu söz­leri artık na­zar-ı itibara alınmaz.

Dinî hükümlerde kitabın esas alınması de­ğişmez bir kaide­dir. Aksi halde dine bağlılık id­diası, mânâsız ve mantıksız olur ve böyle kimse­lerle de dinî me­seleleri ko­nuşmak gerekmez. Ancak ma­nevî mes’u­li­yetten kurtul­mak için kitap­taki hakikat­ler ve düstur­lar­dan dersler ve imkân nisbetinde tebliğ yapılır. Ve iyi ni­yetli ve teslimi­yetli olanların yanlışa düşme­melerine ça­lışılır.

Esasatın tesbit şekli ise:

Kitabdaki sarih beyanların getirdiği mânâ ve hü­küm­dür.

Bu hükme muhalif düşen aynı sarahatta başka bir beyan ve te’vili gerek­tiren bir mecaz veya makamda ol­mamak şartiyle or­taya konu­lan bu hüküm sa­bitiyet ve bağlayıcılık vasfını kazanır.

Evet, terk edilemez mânâsında ve terkinde ehl-i hak dairesinin haricine çıkmaya sebebiyet vermesi cihe­tiyle “zaruriyat” denilen dinî hükümlerde.. ve dinde sarahaten sâbit olduğundan bilâkayd u şart teslimiyeti ge­rekli olması mâ­nâsıyla “müsellemat” tabir edilen şer’î düsturlarda.. ve beşerî anlayışlarla ta­sarruf ve te’­vil edi­lemezlik hu­susiye­tiyle “muhkemat” vasfiyle tavsif edi­len Kur’anî beyyi­natta.. ve temeli teşkil etmek mâ­nâsıyle nazara veri­len ve “esasat” denilen İslâmî rü­künlerde ve kaide­lerde ittifak edilir ve edilme mecbu­riyeti var­dır.

Bu esaslardan birinin bilerek ve bilihtiyar zıd­dını ileri sürüp tamim et­meye çalışanlarla, -tasviben ve bi­lih­tiyar ittifak eden de aynı manevî mes’uliyete ortak ola­ca­ğından ([1]) hizmet beraberliği yapılmaz. Demek esas­larda yapılan bu tarz yanlış hareketler, it­tifak yolunu ka­payan sebeb­lerden sayılır. Bu itibarla ehl-i İslâmın ittifa­kına çok şid­detli ihtiyaç duyulan bu dev­rede, hamiyetkâr her müslü­manın, hattâ her insanlık vasfını taşıyan herkesin dahi, şe­r’î ittifakın tek yolu olan esaslarda ittifakla bera­ber tefer­ruatın ih­tila­fını bırakmanın elzemiyetini lisanen ve fiilen ve tekraren nazara verip telkin etme­leri zarurîdir.

Salâhiyet ve mes’uliyeti kendinde toplayan resm­î­ye­tin haricinde, yani samimi uhuvvetkârane cemaatta, mezkûr yanlış ha­re­ketlere iştirak edilemediği gibi menfî mücadeleler de yapıl­maz. Ancak hakikat tebliğ ve izhar edilir. İslâmî resmî­yette ise, (49: 9) âyetinde zikredildiği üzere, birbi­riyle mü­cadeleye girişmiş iki İslâm taifesini, vazifeli resmî ma­kam, ahkâm-ı şer’îye adaleti dairesinde sulh’a davet eder. Yani, şa­hısların hâkimiyetini bertaraf ile şer’î esasların hâki­mi­yetini ikame etmek is­ter. Eğer bu şer’î davet dinlenil­mezse, resmî makam, itaatsızlara karşı mezkûr âyette bildirilen kıtal hakkını kul­lanır. İmam-ı Ali’nin (R.A.) yap­tığı gibi...

Tesbit edilen esaslar için toplanan parçalarda, kat’î ve sarih hü­küm ifade eden kısımları koyu siyah yazı ile yazdık. Koyu (bold) yazı haricindeki yazılar ise, nazara verilen hükmü, biraz daha etraflıca tahkik edebilmek içindir. Daha etraflıca geniş araştır­mak isteyenler, gösteri­len me’haz kitabın verilen sahi­fe­sine göre tahkik edebilir­ler.

Hazret-i İmam-ı Ali (R.A.) Kaside-i Celcelûtiyesinin Risale-i Nurdan haber verdiği kısmında:

«Risale-i Nur’u tari­hiyle ve ismiyle ve mahiye­tiyle ve esasla­riyle ve hizme­tiyle ve vazifesiyle gös­terdikten sonra...» (Şualar sh: 750)

Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü’nün mezkûr tarzdaki be­yanın­dan, bu esasların varlığına bin­dörtyüz sene önceden işaret ettiğini anlıyoruz.

Ve keza Bediüzzaman Hazretleri de aynı mânâda Risale-i Nur esasatının kurtuluş için yegane çare olduğunu beyan ederken şöyle der:

«Bu memlekette, bu asırda, milleti anarşilikten, tereddî ve te­dennî-i mutla­ka­dan kurtaracak yegâne çaresi, Risale-i Nur’un esasatıdır.» (Kastamonu Lâhikası sh:131)

Her meselemizde kitabın sarih hükümlerini esas al­mak olan bu tarzın ta­hakkuku için, külliyattaki de­ğişmez esasat ve düsturların bi­linmesi şarttır. Fakat ev­velen Risale-i Nur Külliyatında sarih be­yanların ne­ticesi olan ve esasat, zaru­riyat, müsellemat gibi ifadelerle nazara veri­len ve cemaatı hak daire­sinde tam it­tifak ettiren değiş­mez düsturlar hakkındaki bazı beyanları görmek gerekir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
TAKRİZ VE MUKADDEME Abdul Kadir BADILLI Ağbey
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
NUR DERSi - NUR DERSLERi :: İSLAM KARDEŞLİĞİ VE NURUN TAVSİYELERİ :: RİSALE-İ NURUN HİZMET DÜSTURLARI-
Buraya geçin:  
lemalarnuru@hotmail.com
Powered by phpBB © phpBB Group
Copyright © 2007 By Admin & Administrator
©PhPBB
forum kurmak | Bilgi | History | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog